Ana Sayfa
The Timeless Diary
İletişim
Link listesi
Ziyaretçi defteri
The Timeless Diary

by KHA

05.08.2006/00:10

Hayat ;  Ne acıdır nede tatlı

                Ne soğuktur nede sıcak

                Ne güzeldir nede çirkin

                Ne seslidir nede sessiz

                Ne yalnızdır nede herkes...

Bunların hepsi sensindir , hayat "sen" değildir. Hayat "Ben" "Kendim" ve "Benimdir".

Ne kadar denk değil mi şimdi Dünya? "Sen"de varsın "Ben"de.

Ağlıyorum içim içime sığmazken. Beden biliyor gerçeği, o kadar çok gülüyorsun ki, gözlerinden yaşlar geliyor sonunda. Ağlarken gülmek işte hayatın gizemi, bununla çözdüm gerçeği... Bu o kadar kolay olmadı aslında, ağlamak zordur benim için, gülmekten daha zor.

İyi birşey yaparken, yada kötü birşey yaparken tınlayabilirmisin gerçeği?

Gerçek diye sarıldığın zavallı vicdanın olmasın sakın? Hani şu, kulakların duymaya başlar başlamaz, ninni gibi söylenenler sana.

Şimdi söyle bana ; ne durduruyor seni? Kim bağlıyor elini kolunu?

Nee? Kimm?

Çıkma karşıma, yıkıl yanımdan ! Daha pek çoklarını yıkmam gerek senin gibi.

Teşekkür istemiyorum sonunda ; aferinde beklemiyorum. Kısa şortuyla elini öpen çocuk değilim artık. Elinin öpülmesini bekleyen büyükte olmadım senin gibi. Ben yerinde dururken, bir buzdağının çarpmasını bekleyenim. Gel çarp bana o kadar büyüdüysen, yık beni gerçeğinle. Yada yıkıl karşımdan gidip ben yaratayım "yeniden" her şeyi ; kendime göre, kendi boyumda !

Tasman var daha, zincirlerle bağlı. Tasman olması gerekir, kim olduğunu belli eden, zaman zaman değişsede seni anlatan. Bu senin gerçek kültüründür. Peki ya zincirler? Ne diye gezdiriyorsun onları yanında? Sakın uçları bir yerlere bağlı yada birilerinin elinde olmasın? Nasıl? Sende mi başkalarının zincirini tutuyorsun elinde? Başkasınınki diye tuttuğun senin ki olmasın sonunda? Oynamak hoşuna mı gidiyor güç oyununu? Oysa ben senin köpek değil, kurt olmanı isterdim. Zincir tutkunu değil, zincir kıran olmanı isterdim. Ve kurt ulurken günün sonunda, köpekler havlamaya başlayacak, zincirlerine güvenerek korkusuzca ! : )

18.07.2006/16:00

İnsanlar sana kendilerini aciz göstererek,binbir dalaverayla senden merhamet ve güç dilenecekler.İstediklerini aldıklarında ise,aynı şeyi seninde yapmanı bekleyeceklerdir.Oysa sen veren,armağan eden olmanın gururuyla;hiçbirşeye ihtiyacın olmadığını söyleyeceksin.Bu onların hiç hoşuna gitmeyecek,senin içinden gelerek,karşılık beklemeden yaptığın iyilikler,onlarda birer kurt yeniği gibi gittikçe büyüyerek,senden nefret edecekler,iyiliklerin yüzünden...(iyilik yap,kötülük bul)

Sana verirken,aslında kendine istediğini hiç söylemeyecek.Sen verirken de,hiç yetmeyeceğini asla söylemeyecektir.Yüreğinizi sıkı tutun dostlarım...(Almadan vermek Yaradana mahsustur)

Kendini bırakma,eğer bir olayın içindeysen.Seçerek girdiysen,sürecin bitmesini bekle,yada hiç bulaşma otur kenarda ve hayatı izle!

Merhametini senden isteyene değil,yalvarana yada kendi seçtiğine,sen istediğin için ver!

Merhametini gösterdiğinde,kendini yüksekliğinden,sonsuzluğundan indirip,onların seviyesine ineceksin,onlarsa senin üstüne çıkmaya çalışacaklar.Aman yüreğinizi sıkı tutun dostlarım...(iyi niyeti suistimal)

Verirken almak için verme!Alırken yalvarma,dilenme!Yalvaranı ezme,ama ezdiğini hissetmesini sağla!

Aç gez,tok görün!Aba altından sopanın ucu görünsün!

İyi giyin,temiz görün,güzel konuş!

Burda okuduklarınıda sakın,SAKIN.!

Sen güçlüsün,bunu sende gördükleri için çevrende at sineği gibi dolaşıyorlar.Senden çalmak istiyorlar,kıymet bilmiyorlar,değer bilmiyorlar.Sen öğretmezsen;öğrenemezlerde...!

24.07.2006/10:00

Neyi kaybettim ben?Neden artık gelecekle ilgili tek bir olumlu düşüncem yok?

Hergece yatağıma yattığımda,düşünmeye başlarım.Geçen günümü,geçmiş günlerimi.Hep kendimle bir muhasebe yaparım.

Sanki artık hiçbirşey beni mutlu edemezmiş gibi geliyor.Çok sevdim,çok sevildiğime inandım.Etrafımdaki büyük,küçük herkese hak ettiği saygıyı gösterdim.Herkese hak ettiği gibi davrandığımı düşündüm.Hep kendim olmaya çalıştım.İçimde bir yerlerde sanki herşey bir gün iyi olacakmış gibi.Ama bunun nasıl olacağını şuan için bilmiyorum.Büyük çoğunlukla gelecekten hiç birşey beklemiyorum.Daha düne kadar beni mutlu edeceğini düşündüğüm şeyler,bugünlerde gereksiz şeyler gibi görünüyor gözüme.Hepsini kafamda,hayallerimde yaşamışım da,artık gerçekte yaşamamın bir anlamı yokmuş gibi.Neydi beni bu duruma düşüren?Neden artık son olacak olanı düşünmeye başladım?

31.07.2006/14:30

Kendime bir iş düşünüyorum.Daha rahat olabileceğim.Kendimi geliştirebile-ceğim.Kendime ait olan,ben olmazsam olmayacak bir iş!Nasıl bir şey olabilir?

Sıkıldım salt görüntülerden.Yapılanın tek amacı;sonuçları ne olursa olsun,para kazanmak.Bende para kazanacağım,ama kendimi kaybetmeden,daha ileri götürerek.Kendi işimi yaptığımda çok iyi olacağım.Asla kendimi bırakmayacağım.Bırakmaya başladığımı fark ettiğim an,komple bırakacağım o işi.Artık yeni bir iş arıyor olacağım.

Kısa bir mutluluk ardından gelen,mutsuz günler.Özgürlüğü alınmış bir hayvanın,zindan düşünceleri.Zaten öleceğini bilen insan,hayattan nasıl zevk alabilir?Almalı mıdır?Depresif düşünceler; -hayatın gerçekleri.Gerçeklerle çok seyrek yüzyüze geliyoruz ve onları kovmaya çalışıyoruz.Bir hücre var olduğu anda,aynı zamanda yok olmaya başlıyor.Artık ölümden başka kapı yok.Herşey bizi ona biraz daha yaklaştırıyor.Mutlu geçen zamanlar,kısa bellekler oluşturuyor zihnimizde.Oysa kısada olsa mutsuz zamanlar bir ömür gibi.Sanki bunun için doğmamışız gibi.Uzun süren acıya karşı,kısa mutluluklar!

Mutlu­=iyi,güzel,rahat,zevkli,hoş,dürüst,sadık,doğru,kazanmak...vs.

Mutsuz=kötü,çirkin,rahatsız,zevksiz,nahoş,namert,sadakatsiz,yanlış,kaybetmek...vs.

-Mutluluk gelip geçicidir; -Mutsuzluk sonsuzdur.

Mutsuzluğun bazı kısımları,mutluluk ile maskelenmiştir.Asıl olan mutsuzluktur,hep kazanacak olanda "o" dur.Çünkü hepimiz ölüyoruz!Haykırıyoruz,cesaretimiz kadar,bazen örtüyoruz mutsuzluğun sesini,sesimiz ile.Ama çoğu zaman olması gereken oluyor ve duyguların şiddeti değil; -sürekliliği kazanıyor.

Değiştiriyoruz,şekil veriyoruz,anlam katıyoruz!Saygı görüyoruz,hatırlanıyoruz.

Ve işte tam da bu yüzden her şeyin bir anlamı olsun istiyoruz.Benim,onun ve onların.Anlamsızlığı kabullenemiyoruz ve acı çekiyoruz.Meğer ki çektiğimiz acıların bir anlamı ola!

Anlayana davul,zurna,saz.Anlamayana dayak az!

-Anlam katmaya çalıştığımız anlamsız hayatta,anlaşılmayı beklememeliyiz.(15:00)

Israr kaybettirir,ikna kazandırır.Ama doğru olan yoktur!BİLMİYORUM

31.07.2006/16:30

Ne istediğini bildiğini var sayıyorsun ama bilmiyor.

İstencin kökünü kurutmalı!Ne istediğine dikkat et!Ne için istediğine; -nasıl ulaşacağını bulursun,ama nasıl kurtulacağın muamma(?)

Hiçbirşey götüremeyeceksin şu Dünya'dan.Kendin "senle" gelir mi?Bedenin bir süreliğine kalacak,enerjin yok olacak,saman alevi gibi.Kimi insanlar şafakla doğar gün batımıyla ölürler!

Tattırdıkları gerçekler için çektiğim acıların bedeli fevkalade oldu.

-Acı ile yoğrulan güç ile kutsanır.(03.2006)

Camdan dışarıya uzanan kafalar,meraklı gözler.Hepsinin aklında da aynı düşünce;"Allah'tan ben aşağıda değilim."Sıçayım sizin yüksekliğinize,pislik meraklıları!Ne hoş eğlencedir gözlerinize ve vicdanınıza.Bildiğinizi sandıklarınızı ben çoktan unuttum.

05.08.2006/22:45

"Kendine gel!" derken tokatlayarak uyandırdı dostunu.

Dostunun senin elinden acı çekmesi hoşuna mı gidiyor?Neden yapıyorsun bütün bunları?Sadistlik mi bu?Karşındakine acı çektirmek hoşuna mı gidiyor?

Kendine yapılmasını istemediklerini başkasına yapma!Yani yapılmasını istediklerini yapabilirsin(?)Ne kadar ilginç bir düzen.Acıya karşı duyarsız olmuşum,artık hiçbir şey canımı acıtmıyor.Acıtmasını istermiydim?Gördüklerimi yeniden görmek istermiydim?-Bir sır perdesinin ardından gördüklerimi nasıl unutabilirim(?)Çoğu kez gördüm insanları çıplak,artık üstlerine giydikleri kaliteli elbiseler,içine saklandıkları yüksek beton yığınları,oturmaktan bilmem kaç kilo olmuş kıçları bile gizleyemez onları benden.

Tek tek ayıkladım ruhlarını,gizledikleri en büyük sırlarını aldım ellerinden.Sır diye sakladıkları,küçük birer gerçek olan yalandan başka birşey değildi.Utanılası duruma düşmekten korkan,sirk cambazı gibiydiler.Hata yapmaktan,yapınca göstermekten çekinen zavallı insan kırıntıları.

Siz bir neslin yüz karalarısınız.Yaşamınızın bile bir anlamı yok.Bazen sizinle çağdaş olmaktan utandığımı haykırıyorum."Bende" diye biliyorsun ancak.İçinde canını acıtan,dilini bağlayan birşey olduğunu düşündüğün sürecede böyle olacak bu.Hayat sizin gibileri hiç affetmeyecek.Siz tarihin gördüğü en kötü miras yedilersiniz.Aynı yerde yiyip,aynı yerde sıçıyorsunuz ve bunada medeniyet diyorsunuz.

Deli diye güldüğün,sokakta yalın ayak yürüyüp,kendine denk kimseyi görmediği için ancak kendisi ile konuşan insanı kıskanman gerekirdi.

Yalnızlıktan doğar en iyi şeyler.En arkadaş canlısı en büyük şaklabandan başkası değildir.

İyi anlayacaksın birgün sözlerimi,bugün daha duyamıyorsun bile kelimelerimi.Dinlermiş gibi yapıyorsun sadece,içinde birşeyler olduğunu düşünüyorsun kendininde,sıranı bekliyorsun başka yerde duyduklarını "Benim" diye söylemek için.

Kulaklarını tıkıyorsun,nesiller boyu gelen gerçekleri duymamak için.Hiç suyun derinliklerine inmeyi denedin mi?Orda anlarsın ancak neyi kast ettiğimi.Sen yoksundur orda,basınç vardır yalnızca ve kulaklarını patlatmak için bekler gerçeğiyle.Patlatacağım kulaklarınızı bende...!

Siz daha zamanı gelmeden,olgunlaşmadan hasadı yapılmış buğdaylar gibisiniz.

Ne diyebilirim ki size?Niye beni hiç anlamayacaklar ile konuşuyorum?

Sırtımda çantam,çantamda;yedek kıyafetlerim

Neden?Nedeen?Nedeeen?

Daha olgunlaşmamışlara sorabileceğin bir soru bu.Bana değil!Her gittiğim yere nedenlerimi de götürmem gerekse idi;zor taşıdığım ve tam da bu yüzden geç kaldığım bir hayat yaşıyor olmam gerekmez miydi?Hep koşuşturduğum,asla yetişemediğim bir yaşam.Bu kadar hızlı yaşarsan,her şeyi hızlı elde edip,hızlıda kaybetmez misin?Neden en büyük mutluluk kaynaklarımız henüz ulaşamadıklarımız?Çok mu şey biliyorum?Sen "neden" hiçbir şey bilmiyorsun?"Neden" senin hatalarının cezasını ben çekiyorum?

Sana neyi söylüyorum biliyor musun?Yaratan olmayı!Evet bende bir yaratandım zamanın birinde.Yanına gelmem icab etti,tam bugünde.

Çok yükseklerden indim merhametim yüzünden,sakın beni ezip geçmeye çalışmayasın.Boynuzun kulağa yaptığı gibi,seni geçtim diye sevinmeyesin.Zamanın içinden gelenin,bilmesi gereken; -Hiç bir boynuzun kulak kadar uzun ömürlü olmayacağıdır.

Bilgelik dağının zirvesinde,her şey altında kalmıştır.Sonsuzluğun başlangıcındasındır,yani olmayan bir yerde.Tanrıların bile olmadığı yer!

Herkes için yer olan bir gemi gibidir,ama herkes yoktur içinde.Olması gerekenler sadece.Bir "Ben" bir "Kendim" bir de "Benim"...

Göremediklerini nasıl gösterebilirim sana?Duyamadıklarını,hissedemediklerini nasıl anlatabilirim?Bir mucize ile geldim bende,benimde kimsenin yapamadığını yapabilme yeteneğim var.

Düşüncelerini okuyabilirim...Herkesin düşüncelerini okuyabilirim.Nee?Bu beni tanrı gibi güçlü mü yapar?Hayır,hayır bence bu seni bir oyuncak kadar basit yapar!





Bu sayfa hakkındaki yorumlar:
Yorumu gönderen: crnkxm, 23.07.2012, 21:17 (UTC):
y0y4BG <a href="http://rurfqpbdbolh.com/">rurfqpbdbolh</a>

Yorumu gönderen: crnkxm, 23.07.2012, 21:17 (UTC):
y0y4BG <a href="http://rurfqpbdbolh.com/">rurfqpbdbolh</a>

Yorumu gönderen: crnkxm, 23.07.2012, 21:17 (UTC):
y0y4BG <a href="http://rurfqpbdbolh.com/">rurfqpbdbolh</a>

Yorumu gönderen: Robert, 23.07.2012, 08:03 (UTC):
Kick the tires and light the fires, problem officially svoled!



Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsminiz:
Mesajın:

Bugün 1 ziyaretçi (3 klik) kişi burdaydı!
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=